Eğer dijital fotoğraf makinesinin tarih ayarı doğruysa resimler 16 Ağustos 2008 yılında günlerden Cumartesi çekilmiş. Dayım evden aşağıya indi ve bahçede temizlik yapıyordu.

Ben Yusuf dayımı çok severdim. O da beni severdi. On yıldır hiç görüşemedik. On yıl sonra onun ancak tabutuyla görüşebildik. 

16 Ağustos 2008 tarihinde, Cumartesi günü evinden aşağı inerken. 

Şimdi fotoğraflara bakıyorum ve o günleri hatırlamaya çalışıyorum. Tabi hatırda ne kaldıysa. Ama işte o tarihte, o saatte, böyle bir eylem gerçekleşmiş, yaşanmış. Bizlerde ne yapıyoruz, bir fotoğraf makinesi ile hayatımızda yaşanmışlıklardan bazı anları böyle kayıt altına alıyoruz ve böylece kendimize bir hatıra oluşturuyoruz. Merdivenlerden inen Yusuf dayım şimdi yok. Vefat etti. Cuma mahallesi mezarlığında ebedi istirahatgahında uyuyor. Ruhu şad olsun, nurlar içinde uyusun. Allah rahmet eylesin. 

İşte bir gün biz de öleceğiz, belki bizim arkamızdan da böyle hatıraları bir yerde toplar da sevenler, özleyenler, hasret giderirler. Ölüm kaçınılmaz bir akibet olduğu için, ölüme her an hzaırlıklı oluyoruz. Mesele ele ayağa düşüp, hastane köşelerinde perişan olmadan kadirlice kıymetlice gitmektir aslolan. Allah hiçbir kuluna çektirmesin. Azıcık ağrı, üç gün yatak, dördüncü gün toprak nasip etsin, ahseni bir ölüm nasip etsin.